Futbolda bazı galibiyetler üç puandan ibarettir.
Bazı galibiyetler ise bir takımın kendisine olan inancını değiştirir.
Beşiktaş’ın Marsilya karşısında aldığı 4-1’lik galibiyeti ben ikinci gruba koyuyorum.
Çünkü dün gece Dolmabahçe’de sadece bir Avrupa maçı oynanmadı.
Beşiktaş, Avrupa’ya güçlü bir mesaj verdi.
Daha da önemlisi, kendi taraftarına bir mesaj verdi:
“Bu takımın söyleyecek sözü var.”
Ama hemen uyarımı da yapayım.
Bir maçla şampiyon olunmaz.
Bir maçla bütün sorunlar ortadan kalkmaz.
Bir maçla sezonun geri kalanı garanti altına alınmaz.
Ancak bazı maçlar takımın yönünü değiştirebilir.
Marsilya karşılaşması da Beşiktaş açısından böyle bir gece olabilir.
4-1’DEN DAHA FAZLASI
Skor tabelasına baktığımızda her şey çok açık:
Beşiktaş 4 – Marsilya 1.
İlhan Fakılı 15. dakikada perdeyi açtı.
Marsilya, Abdallah ile 29. dakikada eşitliği sağladı.
İlk yarı 1-1 sona erdi.
Sonra ikinci yarıda başka bir Beşiktaş çıktı.
56’da Cerny…
59’da Murillo…
81’de Poku…
Ve Avrupa Ligi macerasına dört gollü başlangıç.
Ben özellikle 1-1’den sonraki reaksiyonu önemsiyorum.
Çünkü büyük takımın karakteri yalnızca öne geçtiğinde görülmez.
Yediği golden sonra ne yaptığına bakılır.
Beşiktaş golü yedi.
Dağılmadı.
Paniğe kapılmadı.
Oyundan kopmadı.
İkinci yarıda yeniden rakibinin üzerine gitti.
Ve karşılığını aldı.
İKİNCİ YARIDAKİ BEŞİKTAŞ BENİ HEYECANLANDIRDI
Maçın kırılma bölümü bana göre ikinci yarının başlangıcıydı.
- dakikada Cerny skoru 2-1 yaptı.
Daha Marsilya ne olduğunu anlamadan üç dakika sonra Murillo geldi:
3-1.
Bu üç dakikalık bölüm bana Beşiktaş’ın ne kadar etkili olabileceğini gösterdi.
Rakibi yakaladığınız anda üzerine gideceksiniz.
Büyük takım refleksi budur.
2-1’i bulup geri çekilmek yerine üçüncü golü aramak…
Üçüncüden sonra dördüncüyü istemek…
Benim görmek istediğim Beşiktaş tam olarak bu.
ITALIANO’NUN DOKUNUŞU
Burada Vincenzo Italiano’ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Marsilya karşısında Erzurumspor FK maçının ilk 11’ine göre iki değişiklik yaptı. Sakatlığı bulunan Trossard’ın yerine İlhan Fakılı’yı, Oh’un yerine ise Dusan Vlahovic’i tercih etti.
Ve İlhan Fakılı çıkıp golünü attı.
Teknik direktörlük biraz da budur.
Elinizde yıldız futbolcular olabilir.
Büyük bütçeniz olabilir.
Kaliteli yabancılarınız olabilir.
Ama doğru oyuncuyu doğru zamanda sahaya süremiyorsanız hiçbirinin anlamı kalmaz.
Italiano’nun Beşiktaş’ta kurmaya çalıştığı oyunun bazı parçalarının yerine oturmaya başladığını düşünüyorum.
Ancak yine aynı noktaya geleceğim:
Devamlılık.
Bir teknik direktörü değerlendirirken bir gecelik futbol üzerinden karar verilmez.
Beşiktaş’ın bunu ligde ve Avrupa’da tekrar tekrar gösterebilmesi gerekiyor.
BU TAKIMIN EN ÖNEMLİ KAZANCI: ÖZGÜVEN
Bana göre Marsilya galibiyetinin Beşiktaş’a kazandırdığı en büyük şey üç puan değil.
Özgüven.
Futbolcu bazen yeteneğinden önce inanca ihtiyaç duyar.
Bir futbolcu sahaya çıktığında yanındaki arkadaşının ne yapacağını biliyorsa daha hızlı karar verir.
Savunmacı orta sahanın yardım edeceğini biliyorsa öne çıkar.
Orta saha forvetin koşu yapacağını biliyorsa pası daha erken gönderir.
Forvet arkasından destek geleceğine inanıyorsa daha cesur oynar.
Takım dediğimiz şey zaten tam olarak budur.
11 iyi oyuncuyu sahaya koymakla takım olunmaz.
11 oyuncunun aynı anda aynı şeyi düşünmesini sağlayabilirseniz takım olursunuz.
Marsilya karşısında zaman zaman bunu gördük.
CERNY FARK YARATABİLİR
Vaclav Cerny’nin golü de ayrıca önemli.
Böyle oyuncuların skora dokunması gerekir.
Beşiktaş’ın hücum hattında yalnızca santrforların gol atmasını bekleyerek sezon geçirmesi mümkün değil.
Kanat oyuncuları…
Orta saha…
Duran toplarda savunmacılar…
Herkes skor üretimine katkı vermeli.
Cerny’nin Marsilya karşısında Beşiktaş’ı yeniden öne geçiren golü bu açıdan önemliydi.
MURILLO’NUN GOLÜNÜ DE NOT EDELİM
Sonra Murillo çıktı.
Üç dakika içerisinde skor 1-1’den 3-1’e geldi.
Marsilya’nın direnci kırıldı.
Beşiktaş oyunun kontrolünü tamamen eline aldı.
Büyük maçlarda bazen rakibin ayağa kalkmasına izin vermeyeceksiniz.
Beşiktaş bunu yaptı.
POKU’NUN İLK GOLÜ
- dakikada Ernest Poku skoru 4-1’e taşıdı.
Bu golün ayrıca özel bir tarafı vardı: Poku’nun Beşiktaş formasıyla ilk golüydü.
Genç veya yeni oyuncuların böyle büyük Avrupa gecelerinde skor üretmesi önemlidir.
Çünkü futbolcu kendisini bir anda takımın gerçek parçası olarak hissetmeye başlar.
Beşiktaş’ın uzun sezonda sadece 11 futbolcuya değil geniş bir kadroya ihtiyacı olacak.
Bu nedenle Poku gibi isimlerden gelecek katkılar çok değerli.
VLAHOVIC’E DE SABIR GEREKİYOR
Dusan Vlahovic gibi önemli bir santrforunuz olduğunda beklenti doğal olarak çok yüksek olur.
Her maç gol beklersiniz.
Ancak santrforları sadece gol üzerinden değerlendirmek bana göre eksik olur.
Özellikle böylesine hareketli bir hücum yapısında santrforun savunmayı meşgul etmesi, alan açması ve takımın öne çıkmasına katkısı da önemli.
Yine de Vlahovic’in Beşiktaş’ta asıl farkını göstereceği yer elbette skor üretimi olacak.
Çünkü büyük transfer büyük beklenti getirir.
ORKUN KÖKÇÜ BU TAKIMIN AKLI OLMALI
Ben Beşiktaş’ın geleceğinde Orkun Kökçü’yü çok önemli görüyorum.
Orta sahada sadece koşan değil, oyunun nereye gideceğini belirleyen futbolcuya ihtiyacınız var.
Topu hangi tarafa çevireceksiniz?
Oyunu ne zaman hızlandıracaksınız?
Ne zaman sakinleştireceksiniz?
Rakibin presinden nasıl çıkacaksınız?
Bunları belirleyen oyuncular büyük takımlarda çok değerlidir.
Beşiktaş’ın Orkun’dan maksimum verimi alması gerekiyor.
Çünkü Avrupa’da özellikle orta saha kalitesi sizi başka seviyeye taşır.
AMA 4-1 BİZİ YANILTMASIN
Şimdi yazının biraz rahatsız edici tarafına geleyim.
Beşiktaş çok iyi bir galibiyet aldı diye bütün eksikleri görmezden gelirsek hata yaparız.
Marsilya da iyi bir dönemden geçmiyor. İspanyol AS gazetesi Fransız ekibinin Beşiktaş mağlubiyetiyle üst üste dördüncü yenilgisini aldığını ve kadro derinliği konusunda ciddi sorunlar yaşadığını yazdı.
Dolayısıyla Beşiktaş’ın aldığı galibiyet değerli ama bunu doğru okumamız gerekiyor.
Marsilya’nın kötü durumda olması Beşiktaş’ın başarısını ortadan kaldırmaz.
Ama bize şu uyarıyı yapar:
Asıl ölçü devamlılıktır.
BEŞİKTAŞ’IN EN BÜYÜK SINAVI LİG
Avrupa geceleri farklıdır.
Tribün farklıdır.
Atmosfer farklıdır.
Oyuncunun motivasyonu farklıdır.
Ama şampiyonluk yarışı hafta sonu oynadığınız lig maçlarında belirlenir.
Avrupa’da Marsilya’yı 4-1 yenip ligde puan kaybederseniz bu galibiyetin yarattığı psikolojik avantajı çok hızlı kaybedersiniz.
Beşiktaş’ın bundan sonraki hedefi çok açık olmalı:
Marsilya maçındaki ciddiyeti lige taşımak.
Rakibin adı değişebilir.
Stat değişebilir.
Tribün atmosferi değişebilir.
Ama Beşiktaş’ın oyun iştahı değişmemeli.
ERZURUMSPOR’DAN MARSİLYA’YA
Marsilya maçından önce Beşiktaş, Erzurumspor FK karşılaşmasını 3-0 kazanmıştı. Italiano da Avrupa maçına o karşılaşmadaki ilk 11’den yalnızca iki değişiklikle çıktı.
Ardından Marsilya’ya dört gol…
Bu tablo önemli.
Çünkü kazanmak alışkanlık haline gelir.
Ama kaybetmek de öyle.
Beşiktaş’ın yapması gereken, oluşan olumlu havayı seri galibiyetlere çevirmek.
İşte o zaman Marsilya maçı için gerçekten:
“Dönüm noktasıydı.”
diyebiliriz.
Bugün bunu söylemek için erken.
DOLMABAHÇE YENİDEN KALE OLMALI
Marsilya maçında tribünler doluydu ve karşılaşma öncesinde görsel şov yapıldı.
Beşiktaş’ın tarihi boyunca en önemli güçlerinden biri taraftarıdır.
Dolmabahçe’de rakip rahat edememeli.
Avrupa’dan gelen takım daha ısınmaya çıktığında nasıl bir gece yaşayacağını anlamalı.
Ama taraftarın enerjisinin sahaya geçmesi için takımın da mücadele etmesi gerekiyor.
Futbolcu koşarsa tribün ayağa kalkar.
Futbolcu mücadele ederse tribün bağırır.
Takım hücum ederse stat rakibin üzerine çöker.
Marsilya gecesinde bu bağın yeniden kurulduğunu gördük.
AVRUPA LİGİ’NDE HEDEF NE OLMALI?
Beşiktaş Avrupa Ligi lig aşamasına üç puanla başladı.
İkinci haftada deplasmanda Hoffenheim ile karşılaşacak.
Bana göre Beşiktaş’ın Avrupa’da hedefini küçültmesine gerek yok.
Ama “Kupayı alacağız” gibi erken ve büyük cümlelere de ihtiyaç yok.
Maç maç gidilecek.
Marsilya geçti.
Şimdi Hoffenheim.
Avrupa’da ilerledikçe takımın özgüveni de itibarı da yükselir.
Ayrıca Avrupa’da alınacak her iyi sonuç Türk futbolu açısından da değerlidir.
BEŞİKTAŞ’IN YOL HARİTASI BELLİ
Ben Beşiktaş’ın önümüzdeki dönemde özellikle birkaç noktaya odaklanması gerektiğini düşünüyorum:
Birincisi, istikrar.
İkincisi, savunma güvenliğini kaybetmeden hücum futbolunu sürdürmek.
Üçüncüsü, Orkun-Cerny-Vlahovic gibi önemli oyunculardan düzenli katkı almak.
Dördüncüsü, Poku ve İlhan Fakılı gibi isimleri rotasyona gerçek anlamda dahil etmek.
Beşincisi ve bana göre en önemlisi:
Marsilya maçındaki konsantrasyonu rakibin adına bakmadan her karşılaşmaya taşımak.
Çünkü sezon sonunda kupaları büyük maçları kazananlar kadar küçük görülen maçlarda hata yapmayanlar kaldırıyor.
BU GALİBİYET NE ANLATIYOR?
Ben Marsilya maçından sonra Beşiktaş adına umutlu bir tablo görüyorum.
Ama ölçülü olmak gerekiyor.
4-1 çok güzel.
Avrupa’ya üç puanla başlamak çok güzel.
Dört farklı oyuncunun gol atması çok güzel.
İkinci yarıda rakibin üzerine giderek maçı koparmak çok güzel.
Ancak asıl mesele bundan sonra başlayacak.
Beşiktaş bunu bir gece mi yaptı?
Yoksa gerçekten yeni bir oyun kimliği mi oluşuyor?
Bunu önümüzdeki haftalarda göreceğiz.
SON SÖZ
Marsilya galibiyetinin skorundan çok verdiği mesajı önemsiyorum.
Beşiktaş uzun zamandır taraftarının görmek istediği şeylerden birini gösterdi:
Cesaret.
1-1 oldu.
Geri çekilmedi.
İkinciyi attı.
Yetmedi.
Üçüncüyü attı.
O da yetmedi.
Dördüncüyü aradı ve buldu.
İşte Beşiktaş taraftarının istediği takım budur.
Kaybedebilir.
Berabere kalabilir.
Kötü gün yaşayabilir.
Futbolda bunların hepsi var.
Ama sahaya çıktığında rakibine şunu hissettirmeli:
“Ben Beşiktaş’ım ve bu maçı kazanmak için buradayım.”
Marsilya karşısında bunu hissettirdi.
Şimdi görev daha zor.
Bu futbolu bir Avrupa gecesinin hatırası olmaktan çıkarıp Beşiktaş’ın standardı haline getirmek gerekiyor.
Eğer Italiano bunu başarırsa dün geceki 4-1’i birkaç ay sonra başka türlü hatırlayabiliriz.
Sadece Marsilya’nın yenildiği gece olarak değil…
Beşiktaş’ın yeniden ayağa kalkmaya başladığı gece olarak.
Mahmut DEMİR
