30 Eylül 2026’da Flydubai’nin Dubai-Tel Aviv seferini yapan Boeing 737 MAX uçağı, Ürdün hava sahasında önce 7700 acil durum kodunu, ardından 7500 kaçırılma kodunu gönderdi. Uçak Suudi Arabistan’a acil iniş yaparken, olayla ilgili resmi açıklamalar ile basına yansıyan iddialar arasında ciddi çelişkiler bulunuyor. İsrail tarafı olayı “önlenen terör saldırısı” olarak nitelendirirken, bazı istihbarat kaynakları ve düşünce kuruluşu yorumları pilot kaynaklı bir kriz senaryosuna işaret ediyor.

Olayın Kronolojisi ve Uçuş Verileri
Flydubai’ye ait Boeing 737 MAX 8 tipi yolcu uçağı (tescil: A6-FKF), 30 Eylül 2026 sabahı Dubai’den Tel Aviv’e gitmek üzere havalandı . Uçakta çoğu İsrail vatandaşı olmak üzere yaklaşık 150-180 yolcu bulunuyordu .
Flightradar24 verilerine göre uçak, Ürdün hava sahası üzerindeyken önce genel acil durumu belirten 7700 kodunu, ardından yasa dışı müdahale anlamına gelen 7500 kodunu yayınladı . Uçuş takip verileri, uçağın 34.000 feet seviyesinden 16.000 feet’e iki dakikadan kısa sürede düştüğünü, ardından 14.000 feet’e kadar gerilediğini gösterdi .
Sinyallerin ardından İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları havalandırıldı ve uçak Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki Tebük Havalimanı’na yönlendirildi . Uçak, Tebük’e sorunsuz iniş yaptı; kaptan pilot ve yardımcı pilot yaralı olarak hastaneye kaldırıldı .
Resmi Açıklamalar: Netanyahu ve İsrail Hükümetinin Tutumu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, olayın ardından yaptığı video açıklamada, pilotlardan birinin diğerini bıçaklamaya çalıştığını ve uçağı düşürmeye teşebbüs ettiğini belirtti . Netanyahu, “Bir pilot, yardımcı pilotu bıçaklamaya çalıştı. Uçak dalışa geçti. Bazı yolcular kokpite girerek pilotu durdurdu ve uçağın kontrolünü yeniden sağladı” ifadelerini kullandı .
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise olayı “cihadist terör saldırısı girişimi” olarak nitelendirdi ve “İsrailli yolcuların kahramanlığı sayesinde büyük bir felaket önlendi” dedi .
İsrail Başbakanlık Ofisi ise daha temkinli bir açıklama yaparak olayın “uçak kaçırma girişimi olmadığını” ancak “durumun kontrol altında olduğunu” bildirdi . Netanyahu’nun ofisi, İsrailli yolcuların güvenli şekilde ülkeye dönmesi için gerekli adımların atıldığını vurguladı .
İstihbarat İddiaları ve Çelişkili Bilgiler
Olayla ilgili en dikkat çekici belirsizlik, pilotların kimliği ve uyruğu konusunda yaşandı. İlk saatlerde İsrail merkezli Kanal 12 televizyonu, kavga eden pilotlardan birinin Ukrayna, diğerinin Rusya vatandaşı olduğunu iddia etti . Bu iddia Rus medyasında hızla yayıldı .
Ancak sonraki saatlerde tablo tamamen değişti. İsrail medyasına göre saldırgan olduğu öne sürülen yardımcı pilot Umman vatandaşı, kaptan pilot ise BAE vatandaşı idi . Ukraynalı ve Rus pilot iddiasının ise doğrulanamadığı, hatta bu kişilerin uçakta yolcu olarak bulunan ve müdahale eden pilotlar olabileceği belirtildi .
İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, yardımcı pilotun Umman vatandaşı olabileceği yönündeki teyit edilmemiş bilgilerin ardından Flydubai’nin İsrail’e yönelik tüm uçuşlarının askıya alınması için Şin Bet’e başvurdu . Regev’in gerekçesi, Flydubai’nin İsrail hava sahasını kullanma anlaşmasının pilotların “İsrail ile ilişkileri normalleştiren ülkelerin vatandaşı olması” şartını içerdiği, Umman’ın ise bu kapsamda bulunmadığı yönündeydi .
Mossad, Şin Bet, İsrail ordusu ve Ulaştırma Bakanlığı’nın ortak soruşturma başlattığı bildirildi . Saldırıyı gerçekleştirdiği öne sürülen pilot, Suudi Arabistan makamları tarafından sorguya alındı .
Düşünce Kuruluşu Perspektifi ve Bilgi Kirliliği Uyarısı
Ukrayna Stratejik İletişim Merkezi’nin olay sonrası yayımladığı analiz, bilgi kirliliğinin nasıl hızla yayıldığını gözler önüne serdi. Analize göre, ilk saatlerde ortaya atılan “Ukraynalı ve Rus pilotlar kavga etti” iddiası, kaynağı doğrulanmadan onlarca medya organı tarafından tekrarlanarak propaganda malzemesi haline getirildi .
Düşünce kuruluşunun vurguladığı kritik nokta şuydu: “İlk doğrulanmamış ayrıntılar saniyeler içinde manşet oldu, düzeltmeler ise yeniden basımların hızına yetişemedi. Propaganda, gerçekler ortaya çıkmadan en işine gelen versiyonu kullandı” . Bu durum, çağdaş istihbarat ve güvenlik olaylarında ilk bilginin her zaman en doğru olmadığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak değerlendirildi.
Uçuş Yüksekliği Verilerindeki Belirsizlikler
Olayla ilgili teknik verilerde de tutarsızlıklar dikkat çekiyor. Flightradar24 verilerine göre uçak 34.000 feet’ten 16.000 feet’e iki dakikadan kısa sürede düştü . Bazı kaynaklar ise düşüşün “30 saniyede 4 kilometre” olduğunu öne sürdü . İsrail medyası, uçağın 14.000 feet’e kadar düştüğünü ancak ardından toparlanarak Suudi Arabistan’a indiğini bildirdi .
Bu veriler, uçağın kontrollü bir dalış mı yoksa kontrol kaybı mı yaşadığı sorusunu gündeme getiriyor. Uzmanlar, 7500 kodunun genellikle pilotlar tarafından kasıtlı olarak gönderildiğini, ancak kavga sırasında yanlışlıkla da aktive edilebileceğini belirtiyor .
Flydubai olayı, resmi anlatı ile istihbarat kaynaklı iddialar arasındaki uçurumu net biçimde ortaya koyuyor. İsrail hükümeti olayı “önlenen terör saldırısı” olarak çerçevelerken, ilk saatlerdeki pilot kavgası anlatısı ve uyruk iddialarındaki çelişkiler, olayın çok katmanlı bir bilgi savaşı alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Uçağın uçuş yüksekliğindeki ani değişimler, 7500 kodunun gönderilme sırası ve pilotların kimliğine dair doğrulanmamış iddialar, soruşturmanın nihai sonucunun hâlâ belirsiz olduğunu ortaya koyuyor. Suudi Arabistan’ın sorgu sürecini nasıl yürüttüğü ve İsrail istihbaratının ulaştığı bulgular, olayın gerçek niteliğini belirleyecek.
