Denizli’nin Acıpayam ilçesinde tam 700 asırdır tekrarlanan Alaattin Han Taşkın Dede Yağmur Duası, bu yıl da binlerce kişiyi aynı çatı altında topladı. İmece usulüyle gerçekleştirilen dev organizasyon, her geçen gün daha fazla bireyselleşen dünyaya “ortak sofrayı” hatırlattı.

Denizli’de Binlerce Kişi Aynı Tepsiye Kaşık Salladı!
Denizli’nin Acıpayam ilçesinde asırlardır süregelen “Taşkın Dede” geleneği, bu yıl da ezber bozdu. Modern dünyanın “ben” merkezli yaşamına inat, 700 yıldır değişmeyen bir ritüelle binlerce kişi dev kazanlarda pişen yahniden aynı anda, aynı tepside yedi. Kendi kaşığını alanın koştuğu bu kadim gelenek, sadece bir yemek değil, Anadolu’nun bitmeyen kardeşlik destanı gibiydi.
Horasan’dan Anadolu’ya taşınan bir ruhun, “Taşkın Dede” lakabıyla anılan Alaattin Han’ın hatırasını yaşatan vatandaşlar, hem karınlarını doyurdu hem de birlik ve beraberlik bağlarını tazeledi.
Şehir dışından ve çevre köylerden gelen binlerce misafir, ormanlık alanda kurulan dev sofralarda buluştu.
Horasan’dan Anadolu’ya Uzanan Kahramanlık Hikayesi
Bu dev organizasyonun temelinde, mahallenin kurucusu ve Horasan Türklerinden olan Alaattin Han yatıyor. “Taşkın Dede” lakabı ise sıradan bir isim değil; savaşlarda ordunun en ön safında yer alan, durdurulamaz bir kahramanın mirası. Mahalle Muhtarı Songül Kılıç’ın anlatımıyla, bu gelenek tam 700 yıldır hiç aksamadan sürdürülüyor.
Savaş meydanlarında gösterilen o “taşkın” cesaret, bugün yerini bolluk ve bereket için açılan ellere bırakmış durumda. Alaattin Han ve kardeşi Dona Bey anısına düzenlenen bu etkinlik, bölge halkı için sadece bir anma değil, köklerine sıkı sıkıya tutunmanın bir yolu.
Dev Kazanlarda Pişen 7 Asırlık Lezzet: Keşkek ve Yahni

Hazırlıklar günler öncesinden, mahalle sakinlerinin imece usulü çalışmasıyla başladı. Gönüllülük esasına dayalı bu maratonda, hayırseverlerin bağışladığı 40’tan fazla küçükbaş ve çok sayıda büyükbaş hayvan kesildi. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte 30’dan fazla dev kazan ateşe verildi.
Menü ise 700 yıldır hiç değişmedi: Geleneksel yahni, damaklarda iz bırakan keşkek ve birliğin sembolü aşure. Gençlerin büyüklerinden devraldığı bu “mutfak nöbeti”, geleneğin emin ellerde olduğunun en büyük kanıtı. Kazanların başında ter döken gençler, sadece yemek pişirmiyor, aynı zamanda kültürel bir mirası geleceğe taşıyor.
“Kaşığını Al Gel”

Etkinliğin en dikkat çekici ve duygusal anı ise öğle namazının ardından yaşandı. Saat tam 11.00’de türbe çevresindeki ormanlık alanı dolduran aileler, yer sofralarını kurdu. Ancak bu sofrada bir kural var: Herkes kendi kaşığını yanında getiriyor!
Duaların ardından, dev tepsilerle taşınan yahniler ve keşkekler sofraların ortasına bırakıldı. Onca kalabalığa rağmen hiçbir karışıklık yaşanmadan, binlerce kişi aynı anda aynı tepsilere kaşık salladı. Muhtar Songül Kılıç’ın da belirttiği gibi; her şeyin dijitalleştiği ve bireyselleştiği bir çağda, binlerce insanın tek bir tepsiden yemek yemesi, modern dünyaya verilmiş sessiz ama güçlü bir mesaj niteliğindeydi.
Yemeğin ardından sıra, etkinliğin asıl amacına; yani şükür ve istek kısmına geldi. Binlerce kişi, ellerini semaya açarak bölgenin bereketi, toprakların suya doyması ve birliğin daim olması için dua etti. İlk kez katılan ziyaretçilerden Mustafa Gazi Kurt’un “Sadece bir mahalle değil, tüm köyler burada toplandık” sözleri, etkinliğin kapsayıcılığını özetler nitelikteydi.
Günün sonunda, yenen aşurelerle ağızlar tatlanırken, gönüllerde ise bir sonraki yıl tekrar buluşmanın huzuru vardı. Denizli’nin bu küçük mahallesinde kaynayan kazanlar, aslında Anadolu’nun bin yıllık kardeşlik mayasının hala ne kadar taze olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdi
Kaynak: AA
Bir Cevap Yaz




