«

KKTC Perspektifinden GKRY-Lübnan MEB Anlaşması

 Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında 26 Kasım’da imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) çevrelerinde ve Türkiye’de uluslararası hukuka aykırı ve Kıbrıs Türk halkının haklarını görmezden gelen bir adım olarak eleştiriliyor.

MEB Anlaşması KKTC’de Nasıl Tepki Görüyor?

Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması, KKTC çevrelerinde ve Türkiye’de uluslararası hukuka aykırı bir adım olarak eleştiriliyor. Uzmanlar, GKRY’nin temsil yetkisi olmadığını vurgularken, anlaşmanın “hakkaniyet” ilkesini çiğneyerek Lübnan’ı büyük bir deniz alanından mahrum bıraktığını ve Doğu Akdeniz’deki işbirliği ruhunu zedelediğini savunuyor.

Kıbrıs Gazetesi yazarı Gökhan Güler, “GKRY’nin Lübnan ile imzaladığı MEB anlaşması” başlıklı köşe yazısında, “26 Kasım 2025 tarihinde Lübnan hükümeti ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile arasında yeniden Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Sınırlandırma Anlaşması imzalandığına” dikkat çekti.

KKTC’nin bu konudaki resmi duruşu ve uzmanların yaptığı değerlendirmeler ışığında konuya bakıldığında, bu anlaşmaya başlıca eleştiriler şu şekilde öne çıkıyor:

1. Temsil Yetkisi İtirazı: KKTC makamları, GKRY’nin Kıbrıs adasının tamamını veya Kıbrıslı Türkleri temsil etme yetkisi olmadığını sürekli vurgulamaktadır. Bu nedenle, adanın tümünü ilgilendiren deniz yetki alanlarının belirlenmesi gibi bir konuda GKRY’nin tek taraflı anlaşmalar yapma hakkı bulunmadığı görüşü hakimdir.

2. Hakkaniyet ve Hukuk İhlali: KKTC ve Türkiye’deki hukukçular, anlaşmanın uluslararası hukuktaki “hakkaniyet” ilkesini ihlal ettiğini savunuyor. GKRY’nin, bir ada olarak Lübnan anakarası karşısında “eşit uzaklık” yöntemini dayatmasının, kıyı uzunlukları dikkate alınmadığı için haksız bir kazanım sağladığı ve Lübnan’ı binlerce kilometrekarelik deniz alanından mahrum bıraktığı iddia ediliyor. Lübnanlı uzmanların da bu kayba dikkat çektiği belirtiliyor.

3. Doğu Akdeniz’in Yarı Kapalı Deniz Statüsü: Doğu Akdeniz’in BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre “yarı kapalı bir deniz” olması, kıyıdaş ülkeler arasında işbirliği yapılmasını gerektirir. KKTC perspektifinden bakıldığında, GKRY’nin bu işbirliği ruhunu gözetmeyerek, Kıbrıs Türk tarafını dışlayan ve bölgesel gerilimi artıran tek yanlı adımlar attığı düşünülüyor.

4. Uluslararası Mahkeme İçtihatlarına Aykırılık: Uluslararası Adalet Divanı’nın 1985 Libya-Malta davasındaki kararı, anakara-ada sınırlandırmalarında hakkaniyetin ve kıyı uzunluklarının esas alınması gerektiğini belirlemişti. KKTC yanlısı analizler, GKRY-Lübnan anlaşmasının bu içtihada da aykırı olduğunu öne sürmektedir.

GKRY-Lübnan anlaşması, KKTC ve Türkiye nezdinde, meşruiyeti olmayan ve Kıbrıs meselesinin çözümü önünde yeni bir engel olarak görülmekte, uluslararası hukukun ilkeleri çiğnenerek Kıbrıs Türklerinin haklarının gasp edilmeye çalışıldığı bir girişim olarak değerlendirilmektedir.

 

Bir Cevap Yaz

yasar Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *